26 Ekim 2009 Pazartesi

Elif Şafak'ın Ekim 2009 TimeOut İstanbul'daki söyleşisinden yazmak ile ilgili parçalar. Kim demiş planını yapmadan kurgusu güzel roman yazılamaz diye?

- Her yazar okunmak ister, yazdıklarının beğenilmesini ister. Aksini söyleyenlere pek inanmıyorum. Ancak beğenilme kaygısı kitap çıktıktan sonra meşru bir kaygı. Eğer yazarken "Eyvah, bunu böyle yazsam severler mi?" dersek hikayenin samimiyeti zedelenir. Bu benim için önemli bir kriter. Kendimi hikyenin akışına, karakterlerime teslim ediyorum. Onlar kukla değil, canlı."

- Romana başlarken ne yazacağımı bilmem, bilmek de istemem. İsterim ki hikaye yazıldıkça gelişsin, kendi kendini yoğursun. Kahramanlar anlatırlar bana ne yöne gitmek istediklerini. Romanlarım yazarken beni de şaşırtır. Romancılık benim için sadece akıl işi değil ki aşk işi. Aşkı önceden tartmak mümkün mü?

0 yorum:

Hakkımda

Fotoğrafım
Kendini tanımsızlaştırmaya çalışanlardan, ama bazen de kendi kendini tanımlamak için uğraşanlardan… Yeni olan, bilmediği her şeye bayılır, keşfetmekten zevk alır. Ayakkabılarla aşk yaşar. Kahvesiz ve çikolatasız duramaz. Son zamanlarda “fındık vodka”ya da bağımlı. Ne yaparsa yapsın arka fonda müzik vardır. Chill, rock, house her şey ardı ardına gelir playlistlerinde. Ruh hali çok değişkendir. Her şeyi arkasında bırakıp, dünyayı dolaşmayı sever; ama gezdikçe İstanbul’a bayıldığına karar verir. Kışları ve sabahları evi; yazları ve geceleri sokakları sever. 25 yaşında, ama birçok insanın 60 senede yaptıklarını çoktan yapmış durumda. Tüm kitapları okumak, tüm şehirlerin sokaklarında dolanmak, tüm filmleri izlemek, tüm adamlarla aşk yaşamak istiyor. (edit: Artık tek bir Aşk'ım var!) Hem hiperaktif, hem de keyfine düşkün. Kafası genelde karışık. Yüzünde genelde kocaman bir gülücük…

  © Blogger Template by Emporium Digital 2008

Back to TOP