16 Haziran 2009 Salı

tek formül: magazin!

Emin Çölaşan'ın kitabını okudum, "Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi".

Kitap gazeteciliği öğretmek için yazılmış bir kitap değil biliyorum, Emin Çölaşan'ın Hürriyet'ten kovulma hikayesi... O da gayet ilgi çekici; ama bu blog ve benim yazma hevesimle gayet alakasız.
O yüzden ben yine de o kitaptan "yazmak" ile alakalı aldığım mesajlardan bahsedeceğim.

İlki şu cümle: "Benim patronum okuyucudur."
İkincisi: "İzne çıkarken okuyuculara duyduğum saygı gereği mutlaka bir şey yazıyorum. Bazılarının yaptığı gibi köşelerde “Yazarımız yıllık izninin bir bölümünü kullanmaktadır.” Gibi klasik cümleyi kullanmayı ayıp sayıyorum."
Ve üçüncüsü: "Oysa gazetecilik hevesle, heyecanla yapılması gereken işlerin başında gelir."

Az ama öz öğüt: Okuyucunun görüşlerini dikkate al, onlara saygı göster ve hevesinle heyecanını kaybetme!

Bir de Ertuğrul Özkök'ün konuşmasından bir parça var: "Arkadaşlar Hürriyet olarak eylül ayından itibaren yeni bir gazetecilik anlayışı başlatıyoruz. Millet artık siyasetten bıktı. Magazin ve renkli yaşam ağırlıklı olacağız. Gazete magazine dönüyordu ve döndü…"

İlke olarak doğruluğu tartışılır; ama uygulamadaki doğruluğu kesinlikle tartışmasız. Şimdiye kadar insan ilişkileri bakımından güzel analizleri olan yazılarım da, eğitim sistemini eleştiren yazılarım da asla "öpüşme", "magic mushroom" gibi içerikleri olan yazılarım kadar ilgi görmedi. Dilleri daha güzel, yazı kalitesi daha yüksek de olsalar, konu olarak çekmediler. İlk defa yüzlerce mail alıp, kendimi yazar hissetmemi sağlayan yazının konusu "öpüşme"ydi, şimdi de iki gün anasayfada kalan yazım "magic mushroom" içerikli yazım oldu.

Amaç ilgi çekmek ve okunmaksa içerik formülü budur demek ki...

0 yorum:

  © Blogger Template by Emporium Digital 2008

Back to TOP