14 Haziran 2009 Pazar

sadece seksle kışkıran okur!

Yazmanın sınırları nedir? Neler yazılabilir, neler yazılamaz? Hatta daha da ötesi yazıda sınırlar olmalı mıdır, yoksa bütün sınırlar kaldırılmalı mıdır? Bu soruların cevabını verebilmek için öncelikle kime hitab edildiğinin bilinmesi gerekiyor sanırım.

Peki ya böyle sabit bir kitle yoksa? Bir gün bir üniversitenin profesöründen tebrik dolu bir mail alıyorken sadece 20-30 yaş arası, ciddice yazılardan hoşlanmayanlara köpük bir şeyler yazıyorum demek doğru mudur?

Hayatımda ilk defa bir yazıyı yollayıp yollamamak arasında tereddütte kaldım dün. Ben işe başlarken, "Asla kalemini sakınmanı istemiyorum. Aynen şimdiki gibi, cesurca korkusuzca yaz. Sana hiç bir şekilde sansür veya konu çerçevesi gibi sınırlar getirmeyeceğim. Taze kan istiyorum, yazılanlardan ve milyonlarca örneği olanlardan farklı şeyler istiyorum. O yüzden kendini sıkmadan aynen şimdiki gibi kalemine ne gelirse yaz" diyen baş editörün güveni varken ve canım istediğinde kendimi haklı çıkarabilecek onlarca gerekçe bulma yeteneğine sahipken yolladım gitti.

"Sen bunları anlatarak kendine yazar diyorsun bir de üstüne para mı alıyorsun?"
Bu mudur budur! Bu kadarcık mıdır? Yani öpüşme fetişim var dediğimde mail kutumu taciz eden insanların uyuşturucuya tepkisi bu mudur, türbana karşılık nereme ne bağlasam dediğimde hakaretlere girişenler bu konuda bu kadar tepkisiz midir?

"Sen bunları anlatarak kendine yazar diyorsun bir de üstüne para mı alıyorsun?" cümlesi eleştiri bile sayılmayacak bir cümle. Kendime yazar demiyorum ne de olsa, daha hiç para da almadım bu yazılarıma karşılık olarak... Ama tanımsız bir haz duyuyorum. Kışkırtmak istiyorum insanları, kızdırmak, sinirlendirmek, duygularını harekete geçirmek, tabularını savunuşlarını görmek istiyorum. Bu beni inanılmaz motive eden bir şey. "Evet doğru yoldayım, yazmaya devam Sezen" dedirten bir şey...

Ama sanırım insanlardan o tepkileri almak için cinsellik yazmak şart! (?)

0 yorum:

  © Blogger Template by Emporium Digital 2008

Back to TOP